CKM Felsefe Seminerleri

KADIKÖY BELEDİYESİ-MALTEPE ÜNİVERSİTESİ

FELSEFE SEMİNERLERİ

 VARLIK VE BİLGİ ÜZERİNE

2017-2018

CADDEBOSTAN KÜLTÜR MERKEZİ

(10:00-12:00)

PROGRAM

Tarih

Başlık

Konuşmacı

Kurum

Özet

 

06.10.2017

 

(19:00-21:00)

 

“Antropontolojik Açıdan Varlık Bilgi İlişkisi”

 

Prof. Dr. Betül Çotuksöken

 

Maltepe Üniversitesi

Antrpontoloji, insan-ontolojisi ya da insan-varlıkbilgisi eşliğinde “varlık”-“bilgi” ilişkisine bakmak ve felsefe tarihini bu bakış açısıyla değerlendirmek, bir yandan varlığı “varolan”da somutlamak, bir yandan da bu somutlamaya koşut olarak, bilgi bağlamına yönelmek yeni bir yaklaşım olarak değerlendirilebilir. Sunumda varolan; “dışdünya”, “düşünme” ve “dil” bağlamında ele alınacak; bu temel belirlemelerin eşliğinde “bilgi sorunları” üzerinde durulacaktır.

 

14.10.2017

 

“Bilgi ve Çeşitleri”

 

Prof. Dr. İoanna Kuçuradi

 

Maltepe Üniversitesi

Bir önermeyi bilgi yapan ve bilgi olmayan önermelerden ayıran ana özellik üzerinde durulacak ve bu bilgi kavramıyla iş görmenin yarattığı teorik ve pratik sonuçlardan bir-ikisine işaret edilecektir.

Bilgiler ise, hakkında oldukları şeyin –nesnenin, bilme konusu yapılanın– varlıksal özellikleri bakımından türlere ayrılacak ve bilgileri bu şekilde türlere ayırmanın yarattığı bazı teorik ve pratik sonuçlara dikkat çekilecektir.

 

21.10.2017

 

“Eskiçağda Varlık ve Bilgi Sorunu”

 

Doç. Dr. Muttalip Özcan

 

Maltepe Üniversitesi

Varlık felsefesinin (ontolojinin) ve bilgi felsefesinin (epistemolojinin) ilk ve temel soruları antik dönem Yunan felsefesiyle ortaya atılmış ve bu dönemde ele alınan sorunlar ve getirilen çözüm önerileri daha sonraki felsefi tartışmaları yüzlerce yıl derinden etkilemiştir. Özellikle modern dönem Avrupa felsefesi, ortaçağ üzerinden antik dönemle hesaplaşma içine girerek, bu iki alana ilişkin yeni bir yaklaşım getirmiştir. Benim oldukça yetersiz bulduğum türden bir hesaplaşma sonucunda ulaşılan yeni ve kökten hatalı epistemoloji, bir anlamda antik dönem ontolojisinin reddi üzerine kurulmuştur. Diğer taraftan, ontik olanın epistemik olan içinde eritildiği yeni epistemolojinin etkisi çağımıza kadar sürmüş ve ne yazık ki felsefi tartışmaları sözde felsefi tartışmalar haline dönüştürmüştür.

 

04.11.2017

 

"Bilgi Sorunlarına Ontolojik Yaklaşım"

 

Prof. Dr. Harun Tepe

 

Hacettepe Üniversitesi

Bilgi ve varlık sorunları başlangıcından bu yana felsefe sorunlarının iki ana kümesini, epistemoloji (ya da mantık) ile metafizik (ya da varlıkbilim) felsefenin üç ana disiplininden ikisini meydana getirmektedir. Felsefe tarihi boyunca bu iki bilgi alanından bazen birisi, bazen diğeri öne çıkmış; yüzyılımızda, özellikle de yüzyılın ikinci yarısında belirgin olarak öne çıkan ise epistemoloji olmuş, varlık felsefesi oldukça ikincil bir disiplin konumuna düşmüştür. Bu nedenle, günümüz felsefesinde bilgi ve dil felsefesi tartışmalarının diğerlerinden daha ağırlıklı bir yer tuttukları görülür.

20. yüzyıl felsefesinin bir özelliği olarak nitelenebilecek olan bu durum, her şeyden önce bilgi sorunlarının kök saldığı varlık sorunlarının ya da bilginin konu edindiği varolanlar düzeyinin göz ardı edilmesiyle açıklanabilir. Zira bilme edimine, bilinenin varolanla kurduğu yeni bir bağlantı, bilgiye de bu bağlantının bir ürünü olarak varolana katılan yeni bir şey diye bakıldığında, bilmede görülen temel unsurların epistemolojinin sınırları dışına taştığı görülür. Başka bir ifadeyle, bilgi sorunları varlık sorunlarıyla da kesişmekte, bilgi ve varlık alanlarının sınırlarında bazı bilgikuramsal sorunlar yer almaktadır.

 

11.11.2017

 

“Martin Heidegger: Bitmeyen Varlık Sorgulaması”

 

Prof. Dr. Yusuf Örnek

 

Antalya Bilim Üniversitesi

Martin Heidegger'in 1920lerde başlayan ve 1976daki ölümüne kadarki hayatı boyunca işlediği tek bir soru vardır: "Varlık nedir?" 1927de yayınladığı baş eseri "Varlık ve Zaman"da, bu soruyu soran insan üzerinden yola çıkarak yanıt bulmaya çalışırken, 1930ların ortasından itibaren Varlığın kendisi üzerinden giderek yeniden yola çıkmaya, dil aramaya ve aynı soruya yanıt bulmaya çalışmıştır. "Olagelme Düşüncesi" veya "Varlık Tarihi Düşüncesi" olarak da adlandırılan bu ikinci safhada dile getirdiği sanat, dil ve teknik hakkındaki düşüncelerini gittikçe daha ağdalı bir ifade tarzıyla dile getiren Heidegger, felsefedeki "Yeni Başlangıç" için Sokrates-öncesi düşüncenin yeniden hâkim  kılınmasını istemektedir; çünkü o dönemin düşüncesi doğrudan doğruya Varlık sorusunun sorulduğu, Varolanların Varlık sanılmadığı bir düşüncedir. Lakin bu artık sadece düşünürlerin ve sanatçıların elinde olan bir şey olmayıp, Varlığın kendisini yeniden hatırlatmasıyla olagelecek bir süreçtir. Bu konuşmanın amacı, Martin Heidegger'in biteviye sorgulayarak "yolda olan" düşüncesinin izlerini bulmak ve onları anlamaya çalışmaktır.

 

18.11.2017

 

“Bilginin Neliği Üzerine”

 

Prof. Dr. Zekiye Kutlusoy

 

Maltepe Üniversitesi

Önermesel bilgiyi/bilmeyi çeşitli açılardan soruşturan bilgi felsefesinin konu edindiği başlıca sorunlar bilginin neliği, olanaklılığı, kaynağı/araçları ve doğruluğunun ölçütü sorunlarıdır. Bunlardan “bilginin/bilmenin neliği” sorunu kapsamında bilgi/bilme kavramı çözümlenerek onu oluşturan bileşenler sorgulanmakta, “S gibi bir öznenin p gibi bir önermeyi bilmesi”nin ne demek olduğu, yani bu kavramsal çerçevenin gerekli ve yeterli koşulları netleştirilmeye çalışılmaktadır. Aslında 1963 yılında “Gettier sorunu” ile belirginleşen bu tanım çerçevesinin barındırdığı temel güçlüğün daha sonraları analitik epistemolojinin gündemine oturduğu, yürütülen soruşturmaların odağının da “epistemik haklılandırma” kavramına doğru kaydığı görülmektedir. Bu bağlamda benzer nitelikteki tartışmaların Platon’a dek götürülebileceği anlaşılırken, ilgili sorunun aydınlığa kavuşturulması önem kazanmaktadır.

 

 

25.11.2017

 

“Demokrasinin Ontolojisi”

 

Doç. Dr. Ahu Tunçel

 

Maltepe Üniversitesi

Demokrasi günümüzde sıklıkla otoriter yönetimlerin ve ayrılıkçı hareketlerin kaynağı, çoğunluğun tiranlığının nedeni olarak şiddetle eleştirilse de karşısına konulan alternatif de demokrasiden başkası olmamaktadır. Bunca gerilimin kaynağında oluşunun nedeni büyük ölçüde demokrasinin bugün bir iktidar tipiyle ve seçim sistemiyle özdeş bir biçimde ele alınıyor olmasından kaynaklanır. Oysa demokrasi, bir siyaset biçiminden çok siyasallaşma ve eylem biçimi olarak ele alındığında, yalnızca çoğunluk adına değil herkes için eşit özgürlük anlamı belirginleşecektir. Sonuçta demokrasi bağlamında tartışılması gereken kimin yöneteceği ve bu yönetimi hangi hukuki ilkelere dayandıracağından çok, herkesin eyleminin özgürleştirecek etik ilkelerin nasıl türetileceğidir.

 

02.12.2017

 

“’Deneyimlenen’ Varlık”

 

Dr. Kaan Özkan

 

29 Mayıs Üniversitesi

Varlık, felsefe tarihinin belki de en muğlak, en gizemli kavramlarından biri. Bu bakımdan, onu kavramaya ve bilmeye çalışmanın kimi filozoflar için neredeyse bir tutku derecesinde olduğu gözlenir. Ancak, varlığı bilme gayretinin neden bu denli meşakkatli olduğu ya da ona ilişkin yapılan belirlemelerin nasıl sürekli genişlediği/çoğaldığı konusu bir muammadır. 

Bu sunumda, varlığa yönelik her tür epistemolojik çabanın aslında üzerine oturduğu, varlığı deneyimlenme fenomeni ele alınacaktır. Böylelikle, bu gizemli ve çokboyutlu kavramın sahip olduğu dinamizmin de kaynağına işaret edilmesi amaçlanmaktadır.

 

09.12.2017

 

"İnançlar ve Gerekçeler: Din, Bilim ve Aydınlanma"

 

Doç. Dr. Kurtul Gülenç

 

MSGSanatlar Üniversitesi

Felsefe tarihinde bilginin geleneksel tanımı “gerekçelendirilmiş doğru inanç” ifadesiyle karşılanır. Bu tanımdan hareket edildiğinde inançlarımızın doğru olup olmadığı sorunu ile gerekçelendirme sorununun yakından ilişkili olduğu ileri sürülebilir. Bu sunumda bu ilişki çerçevesinde inançlar ve gerekçeler arasındaki bağ gösterilerek din ile bilimin söz konusu sorun ekseninde beliren yaklaşımları arasındaki farklılık ortaya konulacak ve felsefi açıdan değerlendirilecektir. 

 

16.12.2017

 

“Yeniçağda Bilgi Sorunu”

 

Doç. Dr. Uğur Ekren

 

İstanbul Üniversitesi

Descartes'ın 'ben' anlayışıyla 'bilen özne'nin felsefenin merkezine yerleşmesi Kant'ta doruk noktasına varacak olan bilgi öğretilerinin öne çıkmasını sağlamıştır. Britanya adasında gelişen Empirisizm, Kıta Avrupa'sında gelişen Rasyonalizm bilgi sorunlarıyla ilgili verimli tartışmaların merkezi haline gelmiştir. İngilterede doğup tüm dünyayı derinden etkileyen Aydınlanmacı hareket bu tartışmaları çok yönlü sorunlarla bağlayarak Yeniçağ düşüncesini karakterize etmiştir. Fransa'da materyalist çizgide ilerleyerek devrime kadar ulaşan düşünme tutumları evrensel boyutlara ulaşmış ve bu hareketlerin tümü bilimsel devrimlerle zenginleşerek modern dünyanın çehresini belirlemiştir.

 

23.12.2017

 

"Varlık Tarzları ve Bilgi Çeşitleri"

 

Prof. Dr. Abdullah Kaygı

 

Hacettepe Üniversitesi

Varlığı, varlık tarzlarını ya tek bir tarza indirgeyerek ya da bir birbirinden türetmeye çalışarak kavrama çabaları boşuna harcanan ve kafaların karışmasına sebep olan çabalardır. Bunun nasıl olduğu öğrenilmeden düşünmenin amacına varması rastlantıya kalıyor.